19 Mart 2013 Salı
Şevket Uğurluer - Anılarla Müzik
Tv8 de vardı programı. Aslında yıllardır program yapıyordu. Yıllardır Türk pop müziğinden rock’n roll’a, caz’dan blues’a kadar çok türde müziği yorumluyor.
Çok severdim o programı. Kimlerle söylemedi ki...
Belki de bu ülkede bir çok insanın caz ve blues sevmesini sağlayan kişidir Şevket Uğurluer.
İlk profesyonel çalışmalarını 1955 yılında yaptı. 1961 yılına kadar çeşitli orkestralarda çalıştıktan sonra, kendi orkestrasını kurarak İstanbul gece kulüplerinde çalışmaya başladı.
Aynı yıllarda İ.T.Ü.’den yüksek mimar olarak mezun oldu. 60’lı yıllarda Türkçe sözlü hafif batı müziği dalında plakları basıldı. Bir ara müziği bırakıp mimarlık yaptı. Daha sonra yeniden müziğe döndü. 1991 yılında, Türkiye’yi Eurovision Şarkı Yarışmasında temsil eden "İki Dakika" adlı şarkının bestecisidir.
Etiketler:
CAZ,
Jazz,
nostalji,
Şevket Uğurluer,
Ustalara Saygı
Türkiye'nin ilk banka soyguncusu Necdet Elmas
8 Temmuz 1961 günü gazetelerin birinci sayfalarında İstanbul’da hemde sıkıyönetim altındaki İstanbul’da büyük bir cüretle banka soyan esrarengiz bir gangsterden söz ediliyordu.Siyah gözlüklü,uzun boylu,davudi sesli bir adam güpegündüz bir banka soymuştu. Çemberlitaş’taki Buğday Bankası’ydı bu.59 Chevrolet’in o kadar hayranıydı ki,ilk banka soygununa bile şoför Halim’in kullandığı ördek yeşili 59 Chevrolet taksiyle geldi.Necdet Elmas,Soygun sonrası şoförü indirip,kendisinin devam ettiği kuyruklu Chevrolet’le ustaca uzaklaşmayı başarmıştı. Topkapı’da terk edilmiş “59 Chevy”;polis telsizlerinden cızırtılı bir şekilde yankılanırken O Yeşil Chevrolet’in geniş kanatlarına imzasını çoktan atmıştı bile.
Yapacağı soygunlarla yoksulluğa kafa tutmayı hedeflemişti.Hatta soygun esnasında vezneden para çeken işçiye,ben işçinin parasını almam demesini bilmişti.Çok para kazanarak yoksullara yardım edecek ve oğullarına iyi bir eğitim verebilecekti.Çünkü kendisi ekonomik problemler dolayısıyla Hukuk eğitimini 2.sınıfta sonlandırmak zorunda kalmıştı.İkinci soygun hazırlığı tamamlanmıştı.Hedef Kazlıçeşme’deki İş Bankası şubesiydi. Arkadaşı ile birlikte gök mavisi ve siyah renkli iki ayrı 59 Chevrolet’le işe koyuldular.Bagaja,topuk kısmına yakın yerden kesilmiş üç parça pembe naylon kadın çorabı itinayla katlanıp konmuştu. Her iki otomobil de arka kapılarından başlayıp çekik gözlü stop lambalarına kadar yayılan heybetli kanatlarıyla melekleri andırıyordu.
Sekiz silindirli arabayı çalışır halde bırakmıştı Necdet Elmas bankaya girerken.İki dakika sonra bankadan çıktığında çuvalında 165,850 lira vardı.Caddede bulunan birkaç kişi sekiz silindirin kulağı tırmalayan homurtusuyla irkilmişti.Arka tekerleklerinin üzerine çökerek yıldırım gibi fırlayan geniş kuyruklu siyah Chevrolet İstanbul’da yerleşik yabancıların kullandığı siyah üzerine turuncu renkli plakalardan birini taşıyordu ve camları motor yağına bulanmış üstüpüyle sıvandığı için içeridekiler seçilemiyordu. Şehrin pek de kullanılmayan arka yollarını ezbere bilen gangster ve ortağı Sarıyer üzerinden geldikleri Istırancalar’da önce sarılıp öpüşerek zaferlerini kutladılar.Dikiz aynalarını,teybini ve sonradan taktıkları plakasını söktükleri siyah 59 Chevrolet’i bir dere yatağına yuvarlayan iki ortak,gök mavisi 59 Chevrolet’leriyle Bebek sırtlarına geri dönerek arabalarında yaşamaya devam ettiler. Bu arada gangsterin “yemleri” de hedefini bulmuş,polis bankadan binlerce lira çalan bir adamın otomobilin radyo,pikap ve aynalarını çalmaya tenezzül etmeyeceği kanaatine varmıştı.Bu arada polis farkında olmadan can alıcı bir işe de girişti;59 model Chevrolet’lerin tümünü araştırmaya başladı.Soygunları tereyağından kıl çeker gibi halledip en ufak bir iz bile bırakmadan kaybolan Necdet Elmas,asker polis işbirliğine rağmen,helikopterleri bile kuyruklu Chevrolet’iyle saf dışı bırakabilmişti.
Kuyruklu Chevrolet’leriyle birkaç banka soygunu daha gerçekleştiren Necdet Elmas, ihbar sonucu yakalanıp Davutpaşa’daki Sıkıyönetim karargahına teslim edilmeye götürülürken,hiç sevmediği polislerin bir jest olarak getirdiği 1960 model siyah Chevrolet’i görünce gülümseyerek,”Bunların 71 modelleri nasıl olacak acaba?”diye sordu.Hepsi 12 gün süren bir kovalamacaydı. Kuyruklu Chevrolet’i ve peşindeki asker,polis kalabalığı ile İstanbul sokaklarında dolaşan gözü kara,çapkın adamın yarattığı efsane hiç unutulmadı.O yeraltı dünyası kadar 60′lı yılların “değişim” isteyen kuşağının da kahramanı oldu ama CHEVROLET’lerden hiç vazgeçmedi.
Kaynak:F.Cengiz ERDİNÇ’in Gangster adlı kitabı
Göbeklitepe - Dünyanın ilk tapınağı
Göbeklitepe
Ne yalan söyleyeyim ben daha önce Türkiye'de böyle bir yer olduğunu ne duydum ne gördüm.
18 Mart 2013 Pazartesi
Van de Graaff Jeneratörü
1931 yılında, R.J. Van de Graaff milyonlarca volt aşamasında yüksek gerilimler verebilecek bir makina tasarladı. Hareket eden bir kayış üzerine aynı cinsten yükler konur, kayış bunları yukarı doğru taşıyıp, oradaki içi boş bir bakır kubbeye bırakır. Bu iş sürekli bir işlemdir, alt tarafta, kayış yükleri toplayıp alır ve tepeye taşıyıp, depo edilmek üzere orada bırakır. Kubbedeki yük miktarı arttıkça, gerilim de yükselir.
Kubbenin negatif yüklerle doldurulacağını varsayalım. Makinenin alt ucunda, nispeten alçak gerilimde - yaklaşık olarak 20.000 voltluk - bir elektrik akımı meydana getiren bir üreteç vardır. Bu üretecin negatif ucuna sivri madensel uçlar bağlanmıştır.
Bu sivri uçlardaki yüklerin yoğunluğu o kadar büyüktür ki, üreteçten gelen yeni yükler bunları dışarı doğru iter. Dış yüzeyde fazlasıyla kalabalıklaşmış olan yükler birbirini iter ve etrafındaki havaya kaçmaya başlar ya da büyük bir kıvılcım halinde toprağa boşalır.
İzleyelim :)
Camp Century, Greenland
Aralık 1960...
Popular Science Monthly, Amerika
Dünyanın en garip şehri, Amerikan ordusunun mühendisleri tarafından Grönland'ın geniş buzdan külahının altında bina inşa edilmiştir. Dört blok uzunluğundaki şehir, tamamıyla karla örtülü olacaktır. Ve her konforu atomik enerji vasıtasıyla temin olunacaktır. Kuzey Kutup noktasına 1280 km. uzaklıktaki bu akıllara durgunluk verici cemaati, Danimarka hükumetinin işbirliğiyle kuran Amerikan ordu mühendisleri, böylece kuzey kutbunun yenilebileceğini ispat etmişlerdir.
Şehir, bu yılın son aylarında buraya taşınmaları beklenen 100 fen adamı, mühendis ve askeri barındıracak ve rahat ettirecektir. Onlar burada, sıcaklığın kışın sıfırın altında 56 dereceye düştüğü ve rüzgarların saatte 160 km. hızla karları savurduğu dünyanın en çetin şartlı çevrelerinin birinde yaşamak, çalışmak ve savaşmak problemlerini etüt edeceklerdir.
Bir müddet sonra, kar içinde açılan bir tünelin içinde işleyecek elektrikli trenler, şehri, 243 km. batıdaki Thule hava üssüne bağlayacaktır. Ayrıca uçaklar ve helikopterler için ayrı ayrı iniş sahaları yapılmaktadır.
Adamlar, gömülü koridorlarla birbirine bağlı, portatif binaların içinde yaşayıp çalışacaklardır. Bu soğuğa karşı tecrit edilmiş şehirde, Eskimoların ve kutuplarda bulunan vazifelilerin giydikleri ağır giyim eşyasına lüzum olmayacaktır. Çalışma sahalarında sıcaklık, 5 derecede bulundurulacak, yatılıp kalkılan yerlerde 15 dereceye kadar yükseltilecektir. Bir yelpaze sistemi, tünellerin ılık havasını dağıtarak kardan duvarların sıcaklığını sıfırın altında 5 derece civarında tutacak ve böylece erimelerini önleyecektir. Kardan zeminin cıvıklaşmasına engel olmak için, binalar yerden biraz yüksekte kurulacak ve altlarında, soğuk bir hava cereyanının varlığına imkan verilecektir.
Şehrin yerlileri, dışarı çıkmadıkça gün ışığını görmeyecekler, hele güneşin hiç doğmadığı Aralık ve Ocak gibi yılın en çetin aylarında çıksalar bile güneşten mahrum kalacaklardır. Adamlar, günün sekiz ila on saatinde işleriyle meşgul olacaklardır. Her gece sinema gösterilecektir. Televizyon askeri TV istasyonu tarafından temin edilecektir. Şehrin odaları, bir jimnastik salonu, türlü malların satın alınabileceği bir mağazası ve bir kütüphanesi bulunacaktır. Seri posta servisi ve Birleşik Amerika'daki zevce ve çocuklarla yapılacak telefon konuşmalarının, buz külahında dörder ay tecrit edilecek bu insanları, kendilerini, yuvalarından pek o kadar uzak hissettirmeyeceği umulmaktadır.
| Century Kamp'ın Kesiti |
Century Kampı, beş yıllık inşaat denemelerinden sonra kurulmuştur. Çalışma sahalarında bilhassa fenni laboratuvarlar yer alacaksa da, lüzumunda, buz altından kıtalar arası roketler salıvermek veya böyle roketlerin yolunu kesmek için bir askeri tesis kurmakta gerekli planlar, teknikler ve malzeme hazırdır.
Mühendislerin başa çıkamadığı bir şey, duvarların birbirine yaklaşmasına ve tünellerin burkulmasına sebep olan, buzun yavaş, plastik hareketidir. Fakat, belli aralıklarla buzu yontmak suretiyle, bu kampta 10 yıl barınabileceklerini ummaktadırlar.
Amerikan ordusu tarafından gerçekleştirilen bu proje 1959 - 1966 yılları arasında faaliyet göstermiş.
Century Camp dışarıdan bakıldığında bir buz kütlesine benzemesine rağmen, nükleer enerji ile çalışan gizli bir üs olarak Amerikan ordusuna hizmet vermiş.
Nükleer araştırmaların yanı sıra, çevre ölçümleri, iklim, kirlilik ve gelecek ile ilgili çalışmalarda da önemli rol oynamıştır. 5.700.000 $ ı taşınabilir nükleer santral olmak üzere proje 7.920.000 $ mal olmuş.
Çok fazla bilinen bir konu olmadığını düşünerek paylaşmak istedim. Adamların 1960 lı yıllarda planladıkları şeyler bizimi için şimdi bile çok uzak...
Kamptan fotoğraflar...
Etiketler:
bilim adamı,
Camp Century,
eskiden,
nostalji
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)