Duygulanmamak elde değil. "İyilik yap denize at" deyimi bu videonun özeti gibi. Böyle insanlar gerçek hayatta da var ve iyi ki varlar.
7 Ocak 2014 Salı
Dünya Bu Reklama Ağlıyor - Tek Kelime ile Müthiş!
Böyle videolar insanı etkiliyor mu? Bilmiyorum, benim için iyi şeyler çağrıştırması yetiyor.
Duygulanmamak elde değil. "İyilik yap denize at" deyimi bu videonun özeti gibi. Böyle insanlar gerçek hayatta da var ve iyi ki varlar.
Duygulanmamak elde değil. "İyilik yap denize at" deyimi bu videonun özeti gibi. Böyle insanlar gerçek hayatta da var ve iyi ki varlar.
Harika Bir Animasyon – Azrail Hep Kazanamaz
Azrail yine iş başındadır. Bir adam trafik kazası geçirir ve yoğun bakıma alınır. Durumu kritiktir ve Azrail duruma müdahale eder. Ama gel gör ki işler Azrail’in istediği gibi gitmez. Harika bir animasyon, kesinlikle izleyin.
6 Ocak 2014 Pazartesi
Dünyanın ilk bilimkurgu filmi - Aya Seyahat - A trip to the moon - Viaje a la Luna (Le Voyage dans la Lune)
1902 yapımı çok orjinal bir film. Bugünün teknikleri ile alakası yok tabiki. Ama bu filmlerin hikayesini bir filmde seyretmiştim. Yanlış hatırlamıyorsam önce filmi bu efektler olmadan çekiyorlar. Buraya kadar normal. Sonra filmi banyodan çıkartıp tek tek kesip kestiği yerlere kendi elleriyle çizkileri efektleri tek tek koyup, sonra tüm kesitleri birbirine itina ile yapıştırarak filme efekt ekliyorlarmış. Sahnelerdeki kopukluklar da bu ek yerleri yüzündenmiş.
Seyrettiğim filmde çok ilgimi çekmişti. HUGO
Filmde efsanevi yönetmen Georges Melies in hayatı bir çocuğun hikayesi üzerinden anlatılıyor. Seyredilesi bir film bence.
Ailesinin ayakkabıcılık yaptığı Paris'te doğdu. Sinemanın ilk döneminde dünyanın önde gelen öykülü film yapımcısı oldu. Paris'te Theâtre Robert-Houdin'deki rolünün bir parçası olarak büyülü feneri kullanan Melies kariyerine sihirbaz olarak başladı. Auguste ve Louis Lumière'in bazı filmlerini gördükten sonra, daha bilimsel eğilimli vatandaşlarından çok daha farklı bir yöne çekmesine karşın yeni aracın potansiyelini hemen farketti.
Georges Méliès'nin "Star Film Company" adlı şirketi 1896'da film üretimine başladı. 1897 yılı bahar ayları geldiğinde Paris dışında, Montreuil'de kendi stüdyosunu kurdu. 1892 ile 1912 yılları arasında yüzlerce film üretti. 1902'de Londra, Barcelona ve Berlin'de; 1903'te ise New York'ta dağıtım büroları kurarak Lumiere'leri neredeyse saf dışı bıraktı. Ancak; 1908'de geçiş döneminde sinema filmleri farklı tür bir eğlence sunmaya yönelince Méliès'nin popülaritesi de azalmaya başladı.
Kaynak : Wikipedia
Etiketler:
bilimkurgu,
cinema,
film,
georges melies,
history,
hugo,
ilginç,
ilk film,
interesting,
movie,
sinema,
Tarih,
yapımcı
İtiraf Ediyorum : Tırsıyorum BLEVE
Arkadaş arada bir ne iş yaptığıma bakıyorum ve tırstıkça tırsıyorum. Manyak gibi meraklı olunca böyle oluyor işte. İş diyince deli dana gibi herşeyi öğrenmeye çalışıyorum. Delilik otur işini yap saat 6 oldu mu çık git keyfine bak. Yok illa herşeyi öğrenicem. En iyisi ben olucam.
Benim fabrikadan dünyada çeşitli zamanlarda patlamalar meydana gelmiş. Bu patlamalarda ölen çalışan sayısı da hayli fazla.
Bu arkadaş o kadar sinsi ki en ufak kıvılcım, ateş, çarpma durumunda patlama riski var. Bir de paşam havadan da ağırdır kendileri. Yere çöker sinsi sinsi bekler öyle. Deli edecek beni en sonunda.
BLEVE
Yirmidokuz yıl önce, 19 Kasım 1984'de, Mexico City'deki bir Sıvılaştırılmış Petrol Gazı (LPG) depolama ve dağıtım terminalinde, önemli bir yangın ve art arda tahrip gücü çok yüksek patlamalar meydana geldi. Yaklaşık 600 kişi öldü, 7000 e yakın insan yaralandı, 200.000 kişi tahliye edildi ve terminal tahrip oldu. Patlamalar, terminale 20 km uzaklıktaki bir sarsıntıölçer tarafından hissedildi.
Oluşan hasar yüzünden, kazanin nedeni kesin olarak tespit edilemedi. Anlaşılan domino taşı etkisi ile tanktan ya da borudan sızan lpg tüm tankları sıra ile etkileyecek şekilde patlamıştı. Olaydan sonra, çalışmayan ya da devre dışı bırakılmış emniyet düzenekleri ile ilgili bir çok problemin ve ihmallerin olduğu tespit edildi.
Bleve; özellikle, sıvılaştırılmış kriyojenik gazların veya yakıtların tank içinde sıcaklıklarının artması sonucu gaz fazına geçerek artan basınçla meydana gelen patlamalardır. Her ne kadar sıvı, gaz fazına geçerken ortamdaki ısıyı soğursa de faz dengesi bozulup gaz miktarı arttıkça tank içindeki basınç çok yüksek değerlere ulaşır, çok şiddetli ve ateş topu şeklinde bir patlama meydana gelir.
Beklenmedik haberler beklemek
Yalnızlık bir süre sonra kronikleşince insanın ruh hali de ani değişiklikler yaşıyor. Bunların en başında benim için insanlara ulaşmak ya da onlardan uzaklaşmak arasındaki gelgitler geliyor.
Çoğu zaman o kadar durgun oluyorum ki etrafımda kimseyi istemiyorum. Aklıma yaşadığım bin türlü hikaye geliyor ve kendimi etrafa boş boş bakarken buluyorum. Telefonumu kimseye açmıyorum bile. Artık gittikçe nadirleşen diğer durum ise arkadaşlarımı, ailemi ve uzakta kalanları aramak... İnsan istiyor bazen birisi ile konuşmayı.
İşte bu gelgitler arasında kaybolurken daha dün yeni bir siteyle karşılaştım.
Adı : POSTCROSSING
Site hiç tanımadığınız birine kartpostal göndermek ve yine hiç tanımadığınız başka birinden kartpostal almak üzerine kurulmuş. Tamamen ücretsiz. Adres bilgilerini tam ve eksiksiz olarak yazıyorsunuz. Daha sonra kartpostal göndermek istediğinizde sistem size rastgele bir adres veriyor.
Benim ilk kartpostal göndereceğim kişi;
İçimde garip bir heyecan oluştu. Eskiden duyardık mektup arkadaşı filan diye. Şimdiki zaman için çok ilkel bir yöntem gibi görünse de bence çok samimi ve sıcak bir iletişim şekli.
En kısa zamanda kartpostalımı gönderip karşı taraftan ne tepki alacağımı merak ediyorum.
Janetı tanımam nasıl birisi olduğunu bilmem ama ben buralardan ona haber göndereceğim. Kim bilir günün birinde belki ben de birilerinden haber alırım...
Yıllar sonra güzel bir hatıra olarak saklanacak bir sürü kartpostalım olur belki de!
Etiketler:
duygular,
hatıralar,
kartpostal,
mektup arkadaşı,
nostalji,
postcrossing,
yalnızlık
5 Ocak 2014 Pazar
Arada kaldım hep arada :)
Bu blog işine sarmaya başladım tekrar. Tabi içerik üretmek gerekli. Bunu yapabilmek için de ya çok sosyal olacaksınız ya da çok fazla araştıracaksınız.
İnsan kendini tekrar ve inkar etmemeli bu konuda.
Birşeyler araştırırken ne bulduğuma ben bile inanamadım. Çocukluğumun silinmeyen anılarından bir tanesi. Arada kaldımmm hep arada kaldımmm. Annemle söylediğimiz garip susam sokağı şarkısı. Annem de duysa hatırlar eminim.
arada kaldım, tam arada
sıkıştım kaldım burada aradaarada kaldım, anlarsınızçok haksız bir durum bu arada kalmaksolumda bir canavar dururve biri de sağımdasabahın köründen beri bu saate kadararada kaldım bir sırık gibibaşıma gelen en acıklı durumdur buarada kaldım tam aradabiri beni önce bu yöne iterdiğeri öbür yönesıkıştırıp dururlar ben düzelene kadararada kaldım anlarsınızbaşıma gelen en acıklı durumdur buarada kaldım arada kaldım
Etiketler:
80ler nostalji,
arada kaldım,
büdü,
çocuk olmak,
edi,
edi ile büdü,
MÜZİK,
Sesame street,
Susam Sokağı
Best of 2013 : Caz müziğinde en iyi yabancı albümler
Biraz araştırınca internette bulunamayacak bir şey olmadığını düşünmeye başlayalı uzun zaman oldu. Bu fikrin ilk sahibi tabiiki ben değilim ama sonuncusu da ben olmayacağım zaten.
İşte hem dinlemekten keyif aldığım hem de bu işin ağa babalarının ortak kanaati 2013 yılının en iyi caz albümleri...
1 - Wayne Shorter Quartet - Without a net (Blue Note Records) SATIN AL - Cazkolik
Etiketler:
2013,
Albüm,
Best of 2013,
en iyi albümler,
Jazz,
MÜZİK,
Yabancı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

