17 Mart 2013 Pazar

Ateşin Kızı, Aşkın Sesi BUİKA - Concha Buika Hakkında


"Bir kişinin sanatı kimi zaman acısındadır ve bence kişi bunu soluk alır gibi her anında olduğu gibi anlatmalıdır”...Buika

Concha Buika


İlk defa albümünü dinlediğimde hissettiğim huzuru hatırlıyorum. Ne güzel zamanlarmış onlar... Şimdi bu huzurun çok uzağında olsam da yine de Buika'nın sesini duymak beni sakinleştiriyor. 

Benim için efsane bir isim... Flamenko, Soul ve Caz karışımı müzik tarzıyla dinlerken sıkmayan, bazı şarkılarında sizi uzaklara alıp götüren ezgileriyle her zaman hatırlayacağınız bir şarkıcı.

Şarkının dilini, hikayesini bilmesen bile, seni hüzünlendirecek kadar kuvvetli bir sesin sahibidir kendisi. Evet bu etkiyi herkesin üzerinde bırakan güçlü bir sesi var hatun zatın.



İkinci albümü, Mi Niña Lola ile de İspanyol Müzik Ödülleri'nde, "En İyi Prodüksiyon" ve "En İyi İspanyolca Albüm" dallarında ödüllerin sahibi olan Buika Niña de Fuego albümü ile Latin Grammy ödüllerine "Yılın En İyi Albümü" ve "En İyi Prodüksiyon" kategorilerinde aday olurken son stüdyo albümü El Ultimo Trago ile Latin Grammy'lerinin sahibi oldu.

Ünlü yönetmen Pedro Almodovar'ın sansasyonel filmi "La Piel Que Habito - İçinde Yaşadığım Deri" için küçük bir rol alarak seslendirdiği şarkılarla da büyük ilgi gören sanatçı için Almadovar; "Şarkıları bizi kendi aşk hikayelerimizle yüz yüze bırakıyor.Ve öyle bir yere bırakıyor ki, en çok hayal kırıklıklarımız göze çarpıyor. Dahası, onu şarkı söylerken dinledikten sonra herhangi biri aynı hataları yapmaya kesin kararlı olabiliyor çünkü tutku içinde herhangi bir kural, sağduyu, tedbir ya da pişmanlığa yer yok..."diyor.


Buika Hakkında


Cazkolik



Cazkolik...

İsmi de içeriği de çok güzel bir site. Öncelikle Türkiye'de caz ile ilgili insanları bira raya getirebilen bir topluluk haline geldiğini söyleyebilirim.

Bir yandan sevdiğiniz müzikleri dilerken bir yandan da günün caz etkinliklerini, üstat yazarları, caz ile ilgili haberleri takip edebileceğiniz bir ortam sunuyor Cazkolik.

Aynı zamanda benim gibi bu müziği öğrenmeye çalışıyorsanız içerisinde öğrenebileceğiniz çok şey olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Bugün cazkolikten Cenk Erdem röportajıyla saf ve duru güzelliğiyle Monica Molina'yı tanıma şansınız var.


Türk müzikseverle arasında tutkulu bir sevgi olan İspanyol aşk şarkılarının zarif kadını Monica Molina yeni albümünü Cemal Reşit Rey`de tanıtıyor...


İspanyol aşk şarkılarının zarif sesi Monica Molina...



Ülkemize gelen yüzlerce şarkıcı arasında bizlerle en çok gönül bağı kuran, yurtdışındaki röportajlarında Türkiye`yi öve öve bitiremeyen İspanyol diva Monica Molina çıkardığı tüm albümleri ile Türkiye`de büyük satış rakamlarına ulaşmaya devam ediyor. Biletleri haftalar öncesi tükenen konserleriyle büyük bir hayran kitlesi kazanan yıldız 27 Şubat’ta Cemal Reşit Rey’de İstanbul’da yeni şarkılarıyla bir konser vermek üzere Türkiye’de. Efsanevi copla şarkıcısı babası Antonio Molina’nın şarkılarını yeniden yorumladığı son albümü Mar Blanca ülkemizde de Sony Music etiketiyle konser günü piyasaya çıkıyor.
Monica Molina 6. stüdyo albümü Mar Blanca’nın yepyeni şarkılarının Türkiye prömiyerini yaparken, yine birbirinden güzel aşk şarkıları ile Cemal Reşit Rey sahnesinde olacak. Monica Molina’nın “Oh amores”,“Pequano Fado”“A Paso Lento” gibi romantik şarkıları Türkiye’de de çok seviliyor.


Cenk Erdem

Monica Molina yeni albümünde efsanevi Copla şarkıcısı babası Antonio Molina`nın şarkılarını söylüyor...

Türkiye'nin Caz Takvimi



Kerem Görsev`le Caz YeşiliSanatçı: Kerem Görsev

Mekan: Joy FM 100.6
Tarihi: 17.03.2013
Saat: 11:00
Web Adresi: http://www.joyfm.karnaval.com
Etkinlik Bilgisi : Kerem Görsev her Pazar saat 11:00`de sahip olduğu geniş caz repertuvarından seçtiği en güzel örnekleri 100.6 Joy FM`de dinleyicileriyle paylaşıyor. Kaçıranlar programın tekrarını her Çarşamba saat 21:00`de dinleyebilir.



Kahvaltı ve Caz: Dolunay Nilüfer Verdi QuartetMekan: The Sofa Hotel, Hallarts, Nişantaşı

Tarihi: 17.03.2013
Saat: 11:00
Etkinlik Bilgisi : Nişantaşı ve İstanbul`un son yıllarda en göztde otellerinden The Sofa Hotel Pazar sabahları brunch sonrası kahvaltı ve caz etkinliğine başlıyor. Mart ayı boyunca her Pazar saat 11:00`de başlayacak kahvaltı saat 14:00 civarında bu kez her Pazar farklı sanatçıların yer aldığı caz etkinliğine dönüşerek güzel bir Pazar sabah ve öğle sonrası geçirmenizi sağlayacak. Bu Pazar Eylül Biçer Trio Mart ayı ikinci haftasının sanatçısı.


Resonance Collective

Sanatçı: Hakan Tugrul - santur, Eşref Berk Türkoğlu - ney, Nikeel Watson - bas gitar, Stuart Dickson - perküsyon + davul

Mekan: 60 m² / İstiklal Cad. Mis Sk. Tan Ap. (Eczane üzeri) Beyoğlu
Tarihi: 17.03.2013
Saat: 21.00
Web Adresi: http://www.60m2.org
Etkinlik Bilgisi : Resonance Collective - A fusion band based in Istanbul, Turkey currently working on their first album. Resonance Collective - İlk albümü üzerinde çalışmakta olan, İstanbul merkezli bir "fusion" müzik topluluğu.




Onok & SılaSanatçı


Onok Bozkurt (gitar, vokal), Sıla Gerbağa (flüt)
Mekan: Gitar Cafe / Caferağa Mah. Sakızgülü Sok. Taranto Apt. No.7/1 Kadıköy 0 216 348 6055
Tarihi: 17.03.2013
Saat: 21:00
Web Adresi: http://www.gitarcafe.com
Etkinlik Bilgisi : Onok Bozkurt yıllardan beri çeşitli gruplar ve ortamlarda birlikte sahne aldığı müzisyen arkadaşlarıyla Ocak ayı boyunca farklı buluşmalar gerçekleştirecek.





20. İzmir Avrupa Caz Festivali / Açık Sahne

Konser 18 Mart 2013 akşamı saat 20.30'da AASSM Küçük Salon'da
Tamer Temel, saksafon
Tolga Bilgin, trompet
Engin Recepoğulları, saksafon
Evrim Özkaynak, vokal
Devrim Yeşilpınar, piyano
Sercan Kerpiççiler, trompet
Can Ercan, gitar
Halil Çağlar Serin, bas
Barış Tunçel, bas
Olgun Açar, davul
İbrahim Azman, davul
Davetiyeli / AASSM Gişesi’nden alınabilir




Ünlü bilginlerden öğüt verici sözler...

Bernard Shaw


Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır. (Bernard Shaw)

Akıllı konuşur, çünkü onun söylemek istedikleri var; aptal konuşur, zira kendinin bir şeyler söylemek mecburiyetinde olduğunu sanır. (Plato)

Altın ateşle, kadın altınla, erkek de kadınla erir.....(Pitagora)

Pitagora
Bilgi bir ışık gibidir. Onu kullanırsanız daha parlak olur, kullanmazsanız söner. (Alexander Everett)

Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir. (Brigitte)

Bilgi cesaret verir, cehalet küstahlık. (Terry)

Bilgiyle dirilenler ölmez. (Hz. Ali)

Bir çivi yüzünden bir nal,bir nal yüzünden bir at,bir at yüzünden de bir atlı gidiverir.....(Franklin)

Bir gemiyi iki reis batırır. TÜRK ATASÖZÜ

Bir şeye ait herşeyi öğrenin; herşeye dair bir şeyler bilin. (var dyke)

Bir şeyi gerçekten bilmek, onu anlatmakla olur. (Sokrates)

Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir. Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir. (francis bacon)

Bugün, hayatınızın geri kalanının ilk günüdür. (1970'lerin Bir Duvar Yazısı)

Çok keyifli anınızda kimseye bir şey vaad etmeyin .Çok öfkeli anınızda kimseye yanıt vermeyin.....ÇİN ATASÖZÜ

Daha iyi olmaya çalışmayan iyi olarak ta kalamaz. (oliver cromwell)

Durgun su solucan yetiştirir. (dünya atasözü)

Dün yaptığınız şey size hala çok iyi görünüyorsa , bugün yeterli değilsiniz demektir. (earle wilson)

Emile Raux

Dünyayı seller bassın ördeğe vız gelir.....ATASÖZÜ

Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir. (konfüçyus)

Düşünmeden öğrenmek faydasızdır, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir (konfüçyus)

Elmas nasıl yontulmadan mükemmelleşmezse, insan da acı çekmeden olgunlaşmaz.......(konfüçyus)

En güçlü hafıza bile en zayıf mürekkepten solgundur. (Meçhul)

Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar (emile raux)

Erkek karısını bir buketle şaşırtabilir.Bir kutu çikolatayla mutlu eder.Bir altın kolye ile de şüpheye düşürür......(Sam Ewing)

Evinizin eşiğini temizlemeden komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz....(konfüçyus)

Evlilikte başarı yalnız aranan kişiyi bulmakta değil,aranan kişi olmaya da bağlıdır....(Foster Wood)
Ey yaşam senin bunca değerli oluşun ölüm sayesindedir....(Seneca)

Gençken bilgi ağacını dikelim ki, yaşlandığımız zaman gölgesinde barınacak bir yerimiz olsun. (chesterfield)

Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur. (peter f.drucker)

Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır. (Nietzsche)

Güzel yüz aynaya aşıktır.....MEVLANA

Hakikaten insan için kendi çalıştığından başkası yoktur. (necm:39)

Hava soğuduğunda gölge veren ağaçları unutursun...JAPON ATASÖZÜ

Hayat geç kalanları hiç affetmez....(Gorbacov)

Hayatta bir gayesi olmayan insanlar, bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler; onlar gitmezler, ancak suyun akışına kapılırlar. (Seneca)

Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez. (Montaigne)

Her bildiğini söyleme, her söylediğini bil... (Clavdius)

Her münakaşanın temelinde birisinin cahilliği yatar. (Louis D. Brandeis)

Herkesi bir defa, bazılarını her zaman aldatabilirsiniz.Ama herkesi her zaman aldatamazsınız.......(Abraham Lincoln)

Herşeyin anahtarı sabırdır. Civcivi,yumurtaları kuluçkaya yatırarak elde edersiniz, kırarak değil. (Arnold Closow)

Hırs, bir sandalın yelkenini şişiren rüzgara benzer; fazlası gemiyi batırır, azı da gemiyi olduğu yerde tutar. (Woltaire)

Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır. (j.keth moorhead)

Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz....(W.Shakespeare)

Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızlı çarpma. Geri dönmek isteyebilirsin. (Don Herold)

İki şey aklın eksikliğini gösterir: Konuşulacak yerde susmak, susulacak yerde konuşmak. (Sadi)

İnsan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır. (Cicero)

Cicero
İnsanlar ancak hayalleriyle yaşar ve biraz yaşamaya başlayınca tüm hayallerini kaybederler.....(Voltaire)

İnsanlar yanlış yapabilirler , yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar. (F.Von KOTZEBUE)

İnsanları niçin öldürüyorsunuz, biraz bekleyin zaten ölecekler....(Konfüçyus)

İşlemeyen demiri kendi pası mahveder. İnsanı tembelliğe alışması mahveder. (hint atasözü)

İyiliğin bilgisine sahip olmayana bütün diğer bilgiler zarar verir (Montaigne)

Kaplumbağa başını çıkarıp, önünü görmeden ilerlemez...Kaplumbağayı küçümseme......ANONİM

Karanlık geceleri ben uykusuz geçirirken, sen sabaha kadar uyuyorsun. Ondan sonra da bana yetişmek istiyorsun. Ne gezer (Zemahşeri)

Kendine hakim olan başkalarına da hakim olur. (Konfüçyus)

Kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler. (R. Hull)

Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan yeni okyanuslar keşfedemez (Andre gide)

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, dostunun yüz karası, düşmanının maskarası. (m.akif ersoy)

Komşunu sev ama bahçe duvarını yıkma. (G. Herbert)

Kum üstünde şaton olacağına taş üstünde kulüben olsun....ANONİM

Kurbağayı koltuğa oturtsan,o yine çamura atlar....(Arthur Miller)

Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük is gelmeyenlerdir. (Eflatun)

Metodu olan topal, metotsuz koşandan daha çabuk ilerler. (francis bacon)

Mutluluğu tatmanın tek çaresi, onu paylaşmaktır. (Byron)

Ne kadar bilirsen bil,anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabileceği kadardır....(Mevlana)

Mevlana

Okumadan geçen üç günden sonra konuşma tadını kaybeder. (çin atasözü)

Öğrenmek, akıntıya karşı yüzmek gibidir ilerleyemediğiniz taktirde gerilersiniz. (çin atasözü)

Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir. (Ruffini)

Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir. Ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz. (Farabi)

Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır. (Vince Lombardini)

Rüyaları gerçekleştirmenin en kısa yolu uyanmaktır. (Emerson)

Sabahleyin kaybedeceğin bir saatin bütün gün zararını çekersin. (William Whately)

Savasın iyisi, barısın kötüsü yoktur. (Benjamin Franklin)

Taş da yumurtanın üstüne düşse,yumurta da taşın üstüne düşse,olan yine yumurtaya olur....RUM ATASÖZÜ

Tüm uzmanların aynı görüşte olmaları, hepsinin yanılmaları anlamına da gelebilir. (B.Russel)

Türkler her şeyini feda eder, ama istiklalini asla.(Lloyd George)

Türkler öldürülebilir, fakat yenilgiye uğratılamazlar. (Napoleon)

Üç şey sürekli kalmaz; ticaretsiz mal, tekrarsız bilgi, cesaretsiz iktidar. (Ş.sadi)

Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil. (Konfüçyus)

Yanılgı insanlar içindir; ancak silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, fazlaca yanlış yapıyorsunuz demektir. (J. Jenkins)

Yapabileceğin kadar söz ver.Sonra söz verdiğinden fazlasını yap....ANONİM

Yarın sabah,ne sevdiğiniz kişilerin yüzleri ne de kendi yüzünüz aynı olacaktır....(Leo Buscaglia)

Yaşadığımız her an kendi hakkını ister. (Goethe)

Yaşamak için yemelisin,yemek için yaşamamalısın.......(Cicero)

Yaşamın uzunluğu değil, nasıl yaşanıldığı önemlidir. (M.L.King)

Yıpranmak paslanmaktan iyidir. (Bishop Cumberland)

Yiğitlik intikam almak değil, tahammül etmektir. (W.Shakespeare)

Zamanın değerini yapacak işi olan bilir (atasözü)

Zamanında bir adım atmayan tembel, sonradan yüz adım atmak zorunda kalır...... (Giovio)

16 Mart 2013 Cumartesi

Auguste Piccard

Auguste Amca :)



Pek az bilim adamları atmosferde, Profesör Piccard kadar yükseğe ve denizde onun kadar derine indiler. 1884′te İsviçre’de doğmuş olan Auguste (o da tanınmış bir bilgin olan Jean Felix’in ikiz kardeşi),
önce balonculuğun
büyük tanıtıcılarından biri oldu.
Meslek itibariyle bir fizikçi olan Auguste Piccard, yerin yukarısında stratosfer denen yüksek bölgeyi incelemekle ilgilendi.

İçinde insan bulunan bir balonun, mesela kozmik ışınların radyasyonunu ve aktivitesini ölçmek üzere bu derecede yükseklere çıkabileceğini gösterdi. Piccard,
büyük bir balonla taşınan, alüminyumdan ve
hava sızdırmaz bir «gondola» yaptı ve 1931 de Augsburg’dan havalanarak 15000 m. den fazla bir yüksekliğe çıktı. Bir yıl
sonra Piccard, Dr. Cosyns’le birlikte, Zürih’ten, 16000 metreden daha fazla bir yüksekliğe çıktı. Bu başarıları önemli olduğu kadar,
halk arasında, deniz diplerindeki araştırmalarıyla daha iyi hatırlandığında şüphe yoktur.








İkinci Dünya Savaşından
sonra, Prof. Piccard, bir nevi denizaltıya benzeyen batiskap’ın dizaynını yaptı. Normal bir denizaltı çok insan alıp nispeten az derinlerde dolaşmak üzere yapıldığı halde, Piccard’ın batiskapı sadece iki kişi alabiliyordu. Gerçekten, bu bir araştırma aygıtıydı ve
amacı gözleyicileri, basıncın müsaade edeceği kadar denizin dibine
indirmekten pek daha fazla değildi. Görünüşte Piccard’ın batiskapı, uzunluğu 15 metre civarında ve çapı hemen hemen 3.5 metre olan büyük bir sosise benzemektedir. Bu yapının altında, iki insanın rahatça bulunabileceği, yaklaşık olarak 1.80 m. boyutlu bir dairesel kabin vardır. Kabindeki bir pencere sayesinde, içeridekiler dışarıyı gözleyebilmektedirler. Beraber alınan bilimsel aygıtlar arasında, bir yankı verici, bir elektronik flaş
kamerası ve gözleyicilerin, su arasından iletilen ses dalgaları vasıtasıyla, kendilerini indiren gemiyle konuşmalarına imkan veren özel bir «akustik» telefon vardır. Batiskap içinde bulunan aletler, içinde bulunanların onu istedikleri gibi yükseltip indirmelerine imkan veriyordu. Elektrik motorlarıyle döndürülen pervaneler, az miktarda yatay harekete imkan veriyorlardı.

Batiskapın anlaşılmasının anahtarları basınç ve yoğunluktur. Bir akışkan içerisindeki basınç derinlikle artar. Deniz dibinde binlerce metre derinde basınç o derecede büyüktür ki, batiskapın sağladığı koruma olmaksızın, hiç kimse oralarda yaşayamazdı. Kabin, 9 cm. kalınlıkta çelikten, sağlam yapılmıştır. İçindeki hava, atmosferinkine benzer bir basınçta tutulmuştur ve içeridekiler nefes almada pek az güçlük hissetmektedirler. Batiskapın bulunacağı derinlik kendisini daha hafif ya da daha ağır yaparak kontrol edilir. Ağırlığı değiştirmek için iki esas aygıt vardır. Geminin esas gövdesi (yüzücü) petrol dolu kompartımanlara bölünmüştür. Petrol sudan %30 daha hafiftir ve bu sebeple batiskap normal olarak yüzmeye eğilim gösterir. Yüzücünün gövdesi nispeten incedir ve büyük basınca mukavemet edemez. Ancak, dışarıdan gelen basınçlara dayanmasına ihtiyaç yoktur, zira alt taraftaki deliklerden suyun içeri akmasına müsaade edilir. Böylece gövdenin iç ve dış taraflarında eşit basınçlar tutulur. Geminin her bir ucundaki yüzme odaları ya su doldurulabilir (bu halde batiskap dolar) yada boş kalmalarına müsaade edilir. (gemi su yüzeyinde yüzdüğü zaman) Ağırlıktaki en önemli değişiklik her biri elektromıknatıslar vasıtasıyla yerlerinde tutulan beş ton demir gülleler ihtiva eden iki safra tübü vasıtasıyla yapılır. Mıknatısların devreleri kesildiği zaman gülleler düşerler ve batiskap daha hafif hale gelip yüzeye çıkmaya çalışacaktır. Bir yüzücü oda ve safra tüpleri kombinezonu kullanarak batiskapın derinliği presizyonla kontrol edilir. Bir prototip, F.R.N.S.-2 geliştirildikten sonra, Piccard’ın dizaynlarına göre iki batiskap yapıldı. Bunlar Fransız bahriyesi için F.R.N.S.-3 ve 1953′de indirilen Triyeste’dir. 1953′de Auguste ve oğlu Jacques Triyeste ile Akdeniz’de Napoli yakınlarında 3000 metreden daha aşağı indiler. 1956′da Auguste aynı bölgede 3600 metre indi. Ancak en büyük deneme, 1960 ocağında yapıldı. Amerikan donanmasına vaftizlenen Triyeste, Batı Pasifik denizinde rekor dalmayı yaptı. İçinde Jacques Piccard ve Amerika deniz kuvvetlerinden teğmen Don Walsh bulunan batiskap, Marianas Trench’te 35800 ft. (yaklaşık olarak 10750 metre) derine indi ve bu iniş dört buçuk saatten daha fazla bir zaman aldı. Prof. Piccard’ın batiskaplarının, derin Osean araştırmaları için Dr. Beeb ve Otis Barton tarafından geliştirilen batisferlerle aynı tip gemiler olmadıklarına, işaret etmek gerekir. Batisferin yapısı daha basittir ve esas itibariyle kablo ile bir yüzey gemisinden indirilen büyük bir metal küredir.



Prof. Auguste Piccard 1962 martında öldü, fakat çalışmalarına oğlu Jacques devam etti.


Reklamlar

Eski reklamlara bakmayı çok seviyorum nedense. Mantıksız geliyor belki ama o elle çizilmiş, montajlanmaya çalışılmış, siyah beyaz, renk seçeneği kısıtlı reklamlar bugünün yaratıcılığına sahip olmasa da, bugün mouse ile tek tıkla yapılan işlerden daha çok emek istediği kesin.

Bir de nostaljidir, hatıradır usta üzerinde yılların kokusu vardır, yaşanmışlığı vardır :)


Şifalı bitkiler ve İbn-İ Sina


1970'ler den günümüze birçok kitabı bulunan Arif Pamuk'un elinden çıkan çok güzel bir kitap buldum evde. 2005 yılına ait yeni baskıları var ama evdeki baskı çok eski.

Okudukça anlıyorum ki bugün trend olan ve herkesin diline dolaşan "sağlıklı yaşam rehberi" tarzı cümlelere ihtiyaç yok. Bu rehber zaten yıllardır var. 980 yılında dünyaya gelen İbn-İ Sina ruhbilimin, metafizik ile fizik arasında bağlantı kuran ve bu iki bilimden de yararlanan bir bilgi alanı olduğunu savunmuş, ruhbilimini üç ana bölüme ayırmıştır: Akıl ruhbilimi; deneysel ruhbilim; tasavvuf ya da gizemci ruhbilim. İnsanların ruhlarının müzikle tedavi edilebileceğini öne sürmüş ve bu yöntemi geliştirmiştir.

İbn-İ Sina

İşte kitaptan bazı örnekler...